Diyetten Sonra Neden Kilo Alınır? Biyolojik Gerçekler ve Hormonal Mekanizmalar
Güncelleme tarihi: 12 Eyl
Her yıl milyonlarca kişi zayıflama niyetiyle diyetlere başvuruyor. Yapılan bir çalışma, dünya genelinde neredeyse her iki kişiden birinin diyet yaptığını gösteriyor. Bunu okuyan sizin de geçmişte en az bir kere diyet yaptığınızı tahmin ediyorum.
Ancak diyet yapmak ne kadar yaygın olsa da maalesef verilen kiloyu koruyabilmek uzun vadede pek mümkün olmuyor. Araştırmalara göre diyet yapan kişilerin %95’i birkaç yıl içinde verdiği bütün kiloları geri kazanıyor. Hatta her üç kişiden ikisi, verdiği kilonun daha fazlasını geri alabiliyor. Danışmanlık verdiğim kişilerin birçoğu “Keşke hiç diyet yapmasaymışım, diyet yapmaya başladığım dönemdeki kilolara ulaşmak benim için şimdi sadece bir hayal” diyerek durumla ilgili ne hissettiklerini çok güzel özetliyorlar. Maalesef ailemizden, akrabalarımızdan, sosyal medyadan gördüklerimiz nedeniyle bedenimizle ilişkimiz bozuluyor. Kendimizi eksik, kusurlu ve daha iyi hale getirilmesi gereken bir “heykel” gibi görüyoruz ve bedenimizi değiştirmeye çalışıyoruz. Ancak bu çabanın sonucunda “yonttuğumuz” heykel daha da “kusurlu” hale gelebiliyor. Bunun sonucunda ömrümüz boyunca bitmeyecek bir heykeltıraşlık işiyle meşgul olmaya başlıyoruz.
Diyet kısıtlaması ile kilo veriyor olsak da, diyet sonrası serbest beslenmeye başladığımızda çok büyük oranda verdiğimiz kiloları geri kazanabiliyoruz. Çünkü vücudumuz kilo kaybına karşı kendisini savunuyor. Yaptığımız kısıtlılık ne kadar şiddetli ise, vücudumuz kendini o kadar şiddetli şekilde savunmaya başlıyor. Bu savunma sisteminin devreye girmesiyle birlikte hem fiziksel hem de psikolojik bazı değişiklikler açığa çıkıyor ve geri kilo kazanmaya daha yatkın hale gelebiliyoruz.

İşte vücudumuzun kilo kaybına yanıt olarak devreye soktuğu ve bizi yeniden kilo almaya yönlendiren temel biyolojik mekanizmalar:
1. Hormon Değişiklikleri: Açlık Hissinin Artması ve Tokluğun Azalması
Kilo kaybı yaşandığında beynimiz, vücuttaki enerji depolarının azaldığını fark eder ve bunu evrimsel bir "kıtlık" tehdidi olarak algılar. Yağ kütlemiz azaldıkça, tokluk hormonu diyebileceğimiz leptin hormonunun seviyesi son derece hızlı bir şekilde düşer. Buna karşılık açlık hormonu diyebileceğimiz grelin hormonunun seviyesi artış gösterir.
Ayrıca normalde doygunluk hissetmemizi sağlayan PYY, CCK, insülin ve amilin gibi hormonlar azalırken açlığı tetikleyen veya alınan enerjinin depolanmasını kolaylaştıran grelin ve GIP hormonları yükselir.
Yani özetle açlık hormonlarımızın düzeyleri artarken, tokluk hormonlarımızın düzeyi azalıyor.
2. “Düşük Güç” Modu Açılır: Metabolizmanın Yavaşlaması
Hormonal değişikliklerin dışında, aynı zamanda vücudumuz harcadığı enerjiyi de kısıtlayarak tam anlamıyla bir "tasarruf moduna" geçer. Örneğin, vücut ağırlığının %10'u kaybedildiğinde, toplam enerji harcaması yaklaşık %15 kadar azalır.
3. Yağ Depolama Eğilimi ve Yağ Hücrelerinin "Tetikte" Beklemesi
Kilo kaybı sonrasında vücudumuzun yağ yakma kapasitesi düşer ve vücut, diyetle alınan yağları yakmak yerine karbonhidrat yakmaya öncelik vererek diyetle alınan yağları depolamaya meyilli hale gelir.
4. Beynin Ödül Sistemi ve Yiyecek Arzusu
Diyet sonrasında yiyeceklerin beynimizdeki ödül değeri ve bize verdiği haz algısı da değişir. Fonksiyonel beyin görüntüleme çalışmaları, kilo vermiş kişilerin beyninde yiyecek görsellerine ve lezzetlere yanıt veren ödül merkezlerinin (limbik sistem) daha aktif hale geldiğini ortaya koymaktadır. Bu durum, özellikle yüksek kalorili, yağlı ve tatlı besinlere karşı isteğin artmasına yol açabilir.
Bunun yanı sıra, diyet sürecinde yağ kütlesinin yanında kas kütlesi (yağsız doku) de kaybedildiğinde, kas dokusunun kendini toparlaması yağ dokusuna göre daha uzun sürer. Bu süreçte vücutta, kas kütlesi tamamen yenilenene kadar süren güçlü bir aşırı yeme isteği oluşabilir ve bu durum başlangıçtaki yağ miktarından daha fazlasının geri alınmasına (fat overshooting) neden olabilir.
Sonuç: Biyolojik Bir Savunmaya Karşı İrade Mücadelesi
Özetle, diyetlerden sonra kilonun geri alınması basit bir "irade eksikliği" veya kişisel bir başarısızlık değildir. Vücudumuz, kaybettiği enerji depolarını geri kazanmak amacıyla oldukça dirençli bir savunma mekanizması çalıştırmaktadır. Bu fizyolojik gerçeği kabul etmek, bedenimizle mücadele etmek yerine, onun ihtiyaçlarını anlamak ve sürdürülebilir bir yaşam tarzına odaklanmak için kritik bir adımdır.
Diyet döngülerinden yoruldunuz mu?Bedeninizle savaşmayı bırakıp onun biyolojisini anlayarak sürdürülebilir bir beslenme düzeni oluşturmak mümkün. Bedeninizle barışacağınız bir beslenme yolculuğu için birebir danışmanlık randevunuzu hemen oluşturun. |
Kaynaklar:
Santos, I., Sniehotta, F. F., Marques, M. M., Carraça, E. V., & Teixeira, P. J. (2017). Prevalence of personal weight control attempts in adults: a systematic review and meta-analysis. Obesity reviews : an official journal of the International Association for the Study of Obesity, 18(1), 32–50. https://doi.org/10.1111/obr.12466
Byrne, S., Cooper, Z., & Fairburn, C. (2003). Weight maintenance and relapse in obesity: a qualitative study. International journal of obesity and related metabolic disorders : journal of the International Association for the Study of Obesity, 27(8), 955–962. https://doi.org/10.1038/sj.ijo.0802305
Dulloo, A. G., & Montani, J. P. (2015). Pathways from dieting to weight regain, to obesity and to the metabolic syndrome: an overview. Obesity reviews : an official journal of the International Association for the Study of Obesity, 16 Suppl 1, 1–6. https://doi.org/10.1111/obr.12250
Sumithran, P., & Proietto, J. (2013). The defence of body weight: a physiological basis for weight regain after weight loss. Clinical science (London, England : 1979), 124(4), 231–241. https://doi.org/10.1042/CS20120223
Yorumlar